(Devam ediyor...)
İzlendikleri hissine kapılan elektronlar ilk önce ekstra bir paniğe kapılmışlar... Ne yapacaklarını şaşırmışlar; ancak bu şaşkınlık hali kısacık bir süre (mili mili saniyeler mesela) sonrasında ortadan kalkmış. Hatta şaşkınlıktan kurtulma işini o kadar abartmış ki elektronlar, izleniyor olmalarına şaşırmalarından önceki doğal şaşkınlık hallerinden bile kurtulmuşlar. Ciddiyetlerine sindirdikleri şaşkınlık yerini kuru bir ciddiyete bırakmış. İzlendiklerine göre artık küçük şakalaşmalara yer yoktu ve izleyenlerin o ana kadar bildikleri sıradan kurallar bütününe olabildiğince uymaları gerekiyordu. Kısacası dalga modundan çıkmalıydılar artık...
Çıktılar da... Ardından izlene izlene geçtiler yarıklardan... Bir intizam, bir intizam. Dalga geçmek yoktu artık, parçacık gibi tek sıra halinde... "Lütfen!"
Yarıkları ardında bırakan elektronlar yeni duvara toslamışlar, bir önceki bozunmada duvara toslayanlar gibi. Tabi toslamaktan ziyade, nasıl tosladıkları önem taşımaktaydı laboratuvarı dolduran bilim insanları için. Bu arada laboratuvarın araştırmacılarla dolu olmasının sebebi sayılarının fazla olması değildi; isteseler eşli pişti bile oynayamazlardı mesela... Yani laboratuvar aslında o kadar küçüktü ki o üç bilim insanı sayesinde dolu dolu görünüyordu.
Bu aşamada, elektronların duvara nasıl tosladığına gelirsek... Dedektörlerle izlenen elektronlar bu sefer duvarda bir girişim deseni oluşturmadılar. Duvardaki desen araştırmacıların iki yarı deneyinin başlangıcında, beklentilerinde oluşturdukları gibiydi. Bu beklentinin eninde sonunda karşılanmış olmasına rağmen, bilim insanları yine şaşırdılar. Epi topu üç kişiydiler, bu sebeple laboratuvara yayılan şaşkınlık çok uzun soluklu olmadı. Adam akıllı düşündüler... Gözlemlediklerini yeniden gözden geçirdiler ve keşfettikleri bu destansı olayı bilim dünyasına duyurmak için makalelerini yazmaya koyuldular:
"Elektronlar izlemiyorken dalga karakteri gösteriyordu, evet. Bu bile başlı başına ilginçti ama asıl ilginç olan elektronlar izlendikleri andan itibaren kendilerinden beklenilen parçacık özelliklerine bürünüveriyorlardı..." tabi tüm bunları bir yandan matematik diline de çevirdiler ve bu deneye imza atanlardan olan araştırmacılar sırf bu yüzden sonsuza dek mutlu yaşadılar. Bu deneye imza atan diğer gruptan olan duvarlara toslayan elektronların ise akıbeti bilinmiyor. Gökten düşen elmalar falanı gibi...
Bu fablın ana fikri şudur demem ama bence en azından şu olmalıdır:
"Gözler önünde değilken istediğiniz kadar sıra dışı olabilirsiniz; ama eğer birileri tarafından izlendiğiniz hissine kapılırsanız, işte o andan itibaren ve izlendiğinizi düşünmeye devam ettiğiniz süre boyunca onların kurallarıyla oynamak zorunda kalırsınız."
