31 Aralık 2011 Cumartesi

Uzayını Zamanını Bükerim Bak Senin


Dünya Güneş etrafında bir turunu daha tamamladı. Üstelik de bilmem kaçıncısı oldu bu... Siz daha kutlayın... Kutlayın... Ah ah... Güneş, uzayınızı zamanınızı bükmüş haberiniz yok sizin.

Gerçi bu bükülmüşlükten haberdar olmayanları doğrudan suçlamak da pek doğru sayılmaz. Buna dayanarak "Evet, bizim suçumuz değil! Saylanmaz!" diyenler varsa onlara sesleniyorum: "O kadar da değil ama..."

Genel Görelilik Kuramı'na göre kütle içinde bulunduğu uzay-zamanı eğip büker. "Tamam işte her şey kütlenin suçu işte!" demeyin sakın. Yok eğer böyle derseniz sorarım size: "Kütle nedir?" Sizler ki 'kütle' ile 'ağırlığı' karıştıranlardansınız. Öyleyse ilk olarak şunu bilin ki: "Kütle, ağırlık değildir."

Ağırlık anlamına gelmeyen kütle kavramının uzayı ve de zamanı eğip büküşüne geri dönelim. Bu öngörü ise deneylerle doğrulanıp bir gerçeğe dönüşmüştür. 'Kara Delikler' uzay-zaman bükücülerinin en ustalarından sayılır; öyle ki ışık bile kaçamaz onların eğip büktüğü uzay ve zamandan. Güneş'imiz ise, kara delikler kadar usta olmasa da etrafındaki uzay ve zamanı sahip olduğu kütle sayesinde bir dereceye kadar büker. Yani hiç olmazsa sekiz gezegeni dizebilmiştir eteklerinin uçlarına. Gezegenler ise bir girdaba kapılmış tekneler, takalar, gemiler gibi (ki gezegenler de çeşit çeşit büyüklüktedir) şimdilik usul usul dönüp durur Güneş'in etrafında. İşte kutlanıp duran ama aslında kendileri asla durmayan yıllar kısaca böyle oluşurlar.

Tekrar ediyorum, bu anlatılanları bilmemek doğrudan doğruya sizin suçunuz değil, evet. Peki suçlu 'kütle' de değilse kim? 

Suçlu koşullandırılmış ilginiz... Eğer ilginizi koşullandırmaya çalışanlar olmasaydı; belki de etrafımızı dolduran bu ve nice başka gerçeği ilginizin büktüğü uzay zamanda kendi algınızın etkisi altında bırakabilirdiniz. Kim bilir, belki de bu sayede kendinize ait bambaşka doğrular edinebilirdiniz. 

Mesela işe kombinizi kapatıp gidebilir ve şehrinizin havasını daha az kirletebilir, kitap okumanın bir ihtiyaç olduğunu hissedebilir, geçmişi unutmanın bir çözüm olmayacağını kavrayabilir, "Bugün ne giysem?" diye düşünmeden dışarı çıkmanın özgürlüğünü yaşayabilir ya da üretmenin tüketmekten daha heyecan verici olduğunu tadabilirdiniz... Ne bileyim! 

"Ama o zaman, suçlu ilgimizi koşullandıranlardır ki..." diye bir cevap belirirse zihinlerinizde hatırlayın; onlara ilginizi koşullandırmaları için siz izin verdiniz. Bu izni vermeyebilirdiniz de; çünkü ilginizi koşullandıranlar asla kara delik değildir. Onların etkisinden isterse herkes kaçıp kurtulabilir. "Sen de ilgimizi koşullandıranlardansın işte!" diyorsanız tam şu an kaçıp gidebilirsiniz örneğin.

Kaçmayıp "Uzayını zamanını bükerim bak senin!" demek için hâlâ yazıyı okumaya devam edenler varsa aranızda; bari şunu unutmayın: "Kütle, ağırlık değildir."